Bernd Schmitt ve Alex Simonson 1997 yılında yazdıkları kitaplarında. “Çoğu tüketicinin temel ihtiyaçlarının karşılandığı bir dünyada, tüketicilerin deneyimsel ve estetik gereksinimlerini tatmin ederek, kolayca değer yaratılabilir” yorumunu yapıyor. Martin Lindstrom ise 2005’te yayımladığı Brand Sense kitabında şu önemli tanımlamayı yapıyor: Play-Doh, Crayola ve Johnson’s Bebek Pudrası markalarında, bilinirlik söz konusu olduğunda ‘koku’ en çok öne çıkan özellikleridir. Müzik ise yeni anılar yaratır, geçmiş deneyimleri canlandırır ve sizi anında başka bir yere götürme gücüne sahiptir”.

Arka plan müzikleri, 1940’lardan itibaren üretim tesislerinde, verimliği artırmak ve kaza risklerini azaltmak için kullanılıyor. 1960’larda endüstri perakende ve hizmet sektörüne giriş yaptı. 2000’lerin başında iTunes, daha sonra da Spotify ve benzeri platformların hayatımıza girmesiyle fon müziği endüstrisinin Rönesans dönemi başladı.

Günümüzde moda zincirleri, perakende mağazaları, restoranlar, otellerin yanı sıra futbol kulüplerinin antrenman komplekslerinde, fon müziği ve ses danışmanlığı şirketleri tarafından hazırlanan listeler kullanılıyor. Jake Hulyer, The Guardian’da yazdığı makalede fon müziği endüstrisinin gelişimi ve gelecek beklentilerini inceliyor.

Keyifli okumalar